datassist.com.tr
Ana Sayfa arrow Haberler arrow İstihdama bir darbe de yeni TCK'dan
Mükemmel Bilgi, Mükemmel Çözüm

İstihdama bir darbe de yeni TCK'dan E-posta

Basında aylardır yer alan ve daha çok basın özgürlüğüne darbe olarak nitelendirilen yeni TCK, aslında işverenler açısından çok ağır maddeler içermektedir. Fakat, bu konuda işverenler yeterli etkinlikte bulunmamaktadırlar.

Ülkemizin AB standartlarına ulaşabilmesi adına son birkaç yıl içinde çok sayıda yasal düzenleme yapılmış, bazı temel yasalarımız yeniden hazırlanarak yürürlüğe konulmuştur. Bunlardan biri de, 22.05.2003 tarih ve 4857 sayılı İş Kanunu'dur. Hazırlanan bu yasayla, çalışma şartlarının iyileştirilmesi, iş güvencesinin artırılması, eşitlik ilkesinin yaygınlaştırılması gibi önemli değişiklikler amaçlanmaktadır. Yasayla getirilen yeniliklerden bazıları bir takım yaptırımlar gerektirmekteydi. Bu konuda, hazırlanan yeni TÜRK CEZA KANUNU-TCK önemli düzenlemeler içermekte.

26.09.2004 tarih ve 5237 sayılı yasanın 01.04.2005 tarihinde yürürlüğe girmesi planlanmıştı. Ancak, yasada bulunduğu düşünülen bazı eksikliklerin giderilebilmesi için, yürürlük tarihinin 2 ay süreyle ertelenmesi uygun görüldü. 5237 sayılı yasa, cinsel tacizin fesih nedeni olması, işe alım konusunda "din, dil, ırk, cinsiyet" ayırım yapılamayacağı, iş ve çalışma hürriyetinin engellenmesi vb. düzenlemelere ilişkin önemli cezai yaptırımlar içermekte.

Yeni Türk Ceza Kanunu'nu incelediğimizde, işveren-işçi ilişkisine ve çalışma yaşamına yönelik özel maddeler bulunmamakla birlikte, belli suçların iş yaşamıyla ilişkili olması durumunda cezanın artırıldığını, iş yaşamının güvence altına alınmasının amaçlandığını görmekteyiz.
Sözgelimi;

"Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar" başlıklı bölümde yer alan düzenlemelerde, yasada suç olarak yer alan fiillerin iş ilişkisinin sağladığı avantajlardan yararlanılarak işlenmesi durumunda cezanın ağırlaştırılması gündeme gelmekte. Örneğin "cinsel saldırı" suçunu düzenleyen "madde 102" söz konusu suçun yaptırımını "2-7" yıl olarak belirlemekteyken, bu suçun hizmet ilişkisi kullanılarak gerçekleştirilmesi durumunda cezanın yarı oranında artırılmasını hüküm altına almakta. Aynı biçimde, cinsel istismar ve cinsel taciz suçları için öngörülen cezalar, bu suçların hizmet ilişkisi yoluyla yapılması halinde yasada yer alan yaptırımların ağırlaştırılmasını öngörmekte.

"Hürriyete karşı suçlar" bölümünde, iş ve çalışma hürriyetinin engellenmesi, sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi ayrı ayrı maddeler halinde düzenlenmiş, sözü edilen hakların ihlali durumunda uygulanacak yaptırımlar açıkça ortaya konulmuştur.

Buna göre;

Madde 117, iş ve çalışma hürriyetini hukuka aykırı yöntemlerle engelleyen kişiye, 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası verilmesini hüküm altına almıştır. Aynı maddede yer alan diğer bir düzenlemeyle, kişilerin çaresizliğinden yararlanarak ücretsiz ya da yaptığı işle orantısız bir biçimde düşük ücretle çalıştırılması, yine bu durumdaki kişilerin yetersiz çalışma şartlarına zorlanması durumunda, 6 aydan  3 yıla varan cezai yaptırım öngörülmüştür.

Yasada yer alan ve iş yaşamını yakından etkilemesi olası bir başka düzenleme de, ayırımcılık başlıklı madde olarak göze çarpmakta. Bilindiği üzere, işe alım aşamasında ayırım yapılmaması 4857 sayılı İş Kanunu ile hayatımıza girmiş ve işe alım konusunda belli kısıtlamalar getirmiştir. Buna göre, işçi alımında, 'din, dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç v.b.' ayırım yapılamayacağı hüküm altına alınmıştır. 5237 sayılı yasanın 122. Maddesi,ayırımcılık başlığını taşımakta ve uygulamada aykırı davranılması durumunda karşılaşılacak yaptırım konusunu düzenlemektedir. Buna göre, herhangi bir kimseyi işe alırken, yukarıda yer alan kıstaslara göre ayırım yapan, başkaca bir nedene dayanmaksızın yalnız, "din, dil, ırk, cinsiyet, v.b." farklılıklardan hareketle bir kimseyi işe alan ya da almayan kimse, 6 aydan 1 yıla varan bir hapis cezasıyla cezalandırılır denilmektedir.

Mal varlığına zarar verilmesi, yağma, dolandırıcılık benzeri suçların işyerinde ya da iş ilişkisinden yararlanılarak işlenmesi durumunda ise, yine söz konusu suçlar için öngörülen cezalar artırılmaktadır. Böylece iş ilişkisinin suç işlenmesine aracılık etmesinin önlenmesi hedeflenmektedir.

4857 sayılı yasada "tazminatsız ve bildirimsiz fesih gerekçeleri" arasında yer alan "güveni kötüye kullanma" konusu da yine yeni Türk Ceza Kanunu'nda düzenlenmiştir. Bu konudaki düzenleme, "güveni kötüye kullanma" başlıklı 155. Madde de ele alınmaktadır. Maddede yer alan hüküm, herhangi bir kimsenin güveninin kötüye kullanılarak yarar sağlanması durumunda 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası öngörmektedir. Ancak,söz konusu suçun hizmet ilişkisinin getirdiği avantajlardan yararlanılarak işlenmesi ve işverenin güveninin kötüye kullanılması halinde, verilecek ceza, 1 yıldan 7 yıla kadar değişen sürelerde olabilmekte, ayrıca bu suça ilişkin olarak 3.000 gün adli para cezası öngörülmektedir.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun yürürlüğünün ertelendiği bu günlerde, ne gibi değişikliklere uğrayabileceği tam olarak bilinmemekle birlikte, yasada yer alan ve iş ilişkisi ve iş yaşamını yakından etkilemesi beklenen yeni düzenlemelerin iş dünyası tarafından dikkatle incelenmesi ve yapılması beklenen değişiklikler konusunda somut öneriler ortaya konulması yararlı olacaktır.
4857 sayılı yasa ile iyileştirilmesi amaçlanan çalışma koşullarının,  5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun yaptırımlarına gereksinim duyulmaksızın istenilen düzeye ulaştırılabilmesi dileğiyle...

Muammer Gür, Datassist İnsan Kaynakları

 
 

ADP

Datassist, ADP Employer Services International'in Türkiye ortağıdır.

ADP hakkında daha fazla bilgi için;
www.adp.com

Bülten
Diğer bültenlerimiz
Bülten aboneliği

 

  facebook   friendfeed    myspace   twitter

Cv Başvuru

Hesaplamalar
Linkler

soruyorum

Karikatür
Datassist, ADP'nin Türkiye'deki çözüm ortağıdır.
Bankalar Cad. Bozkurt Han No:3 Kat:2 Karaköy-İstanbul-Türkiye Tel: +90-212-251 45 50 Faks: +90-212-251 40 22
datassist@datassist.com.tr