|
İçinde bulunduğumuz yılı kapatırken geriye baktığımızda, Irak ve Afganistan’da iç savaşların sürdüğü, Israil ve Filistin’de kanlı çatışmaların devam ettiği, ABD’de çöken finansal sistemin tüm dünya ekonomisini batağa götürdüğü iç açıcı bir yönü olmayan bir 2008 görüyoruz. Ancak, gene ABD kaynaklı bir umut doğdu, 2008 sonu itibarıyla ‘Değişim’.
Barack Obama, seçim kampanyasının yaydığı mucizevi bir ışıkla, sadece Amerika’yı değil, tüm dünyayı bu karamsar manzaranın dışına taşıma umudu uyandırdı. Barack Obama, değişik bir isim. Amerikalıların bile nasıl telafuz edeceklerini bilmedikleri, arkasında bambaşka zorlu bir yaşam öyküsü ile farklı kökenlerin, ırkların, kültürlerin, din ve dillerin barındığı bir kimlikle, Amerikan başkanlık seçimlerini kazandı. Obama aslında Amerikan halkının sembolüydü. Amerika’nın mevcut çoklu kültürel, dini, sosyo-ekonomik gerçeğini yansıtıyordu ve tüm Amerikalıları değişime davet ediyordu.
2009’un başı itibarıyla, başa geçecek Obama, Amerika’yı ve dünyayı bambaşka bir yere dönüştürmek istiyor. Bunu gerçekleştirirken, önünde engebeli bir yol görünüyor. Özellikle, finansal kriz, uluslararası gündemi ve ekonomi alanlarındaki politikalarını tüm dünya ülkeleri yakından takip edecek. Seçim kampanyasındaki stratejisinden görünen o ki, Obama Amerika’yı yönetirken, sistematik ve pragmatik bir yaklaşım izleyecek ve önüne çıkan sorunları paylaşımcı bir şekilde kabinesi, iş adamları, hukukçular ve konunun uzmanlarını yanına alarak çözümler geliştirecek. Obama’nın Kampanya Yönetimi – Pazarlama Başarısı Obama politikayı bir iş stratejisi olarak görüyor. Stratejisinin en önemli bacağı; pazarlama. Yani; bir imajı yansıtmak, satmak, ilham vermek, insanları aynı kimlik veya ortak amaç uğrunda harekete geçirmek. Obama’nın ortaya koyduğu iletişimdeki açıklık, sunduğu ürünlerin gerçekliği ve yeni bir küresel kimliğe ihtiyaç duyulduğunu kavraması pazarın hakimi olduğunun göstergeleri. Obama, değişimi öne çıkardığı kampanyasında, pazarlamanın değişen yüzünü en etkin şekilde kullanarak gerçekleştiriyor. Teknolojiyi, interneti, webcam’i ve günümüzün en başarılı silahlarından sosyal networkleri yanına almayı başarıyor. Facebook’un yaratıcılarından Chris Hughes’u kampanyasının arka planında viral pazarlamayı yönetmesi için işe aldı. Sanal ortamlarda, oy kullananların gerçek gereksinimlerini, onları oy vermeye iten etkenleri net bir şekilde görebildi. Kampanyanın web sayfası, yaşayan, dinamik, içerik ve organizasyon alanında zengin, düşük maliyetli ve etkin bir araç olarak, internet kullanıcılarına samimi bir şekilde ulaştı. Böylelikle Obama takımı, pazar segmentasyonunu çok çalıştı ve her segmente kendi dilinde, ihtiyaç ve beklentileri doğrultusunda ürünler sunacağını bildirdi: Blackplanet.com ile Afrika kökenlilere, asianave.com ile Asya kökenlilere, migente.com ile hispanik kökenlilere, faithbase.com ile Hristiyanlara odaklandı. Başarı Araçları - Teknoloji ve IT Obama’nın kampanya yönetimi bir çok işletmeye esaslı bir rol modeli oluşturacak nitelikte. Öncelikle, teknolojiyi ve IT’yi anahtar olarak kullanmayı bilmek, günümüz iş dünyasında zamanla yarışmak, pazarı tanımak ve ürünü şekillendirmek adına çok önemli. Obama kampanyası, teknolojik altyapısı, veritabanı kullanımı ve sosyal medyayı başarıyla kullanması, oy verenler ile bağını arttırdı. Örneğin, oy verenlerine e-mail atarken info@ e-mailini kullanmak yerine, Obama veya Biden’dan gelen direkt mesajlarla oy verenini ne kadar önemsediğini gösterdi. Blogları ve Facebook gibi sosyal networklerdeki yaygınlaşmış varlığı sayesinde, oy verenlerin yorumlarını dinledi, forumlardaki sohbetlerde arkadaşların birbirlerini etkilemelerini sağladı. Obama’nın seçim kampanyası sırasında dile getirdiği bir söz tüm kampanyasının neden başarılı olduğunun ve nasıl yayıldığının bir özeti: “Seçim kampanyası en alttan en yukarıya yönetilir.” Obama kişilere kendi ortamlarında ulaştı, kendi eş-dostlarının ağzından ikna etmeyi başardı. Obama CEO olsaydı... Obama ABD Başkanı olarak, ülkesini bir CEO gibi yönetecek gibi görünüyor. Nasıl bir CEO olacak? Kampanyasını ve senatörlük dönemini analiz eden uzmanlara göre, Starbucks’ın CEO’su Howard Schultz ile Google’un kurucularının kombinasyonu. Schultz, Starbucks’ı arkadaşlarla buluşup, 5 dolara kahve içilebilecek, çevreyi, komşuları ve iletişimi buluşturan bir ortam konsepti olarak tasarladı. Google’ın kurucuları ise, şirketi sürekli yeniden yaratarak ve teknolojiyi farklı şekillerde kullanarak, iş hedeflerini tutturmaya ve iyi bir amaç uğruna, gündelik hayata kolaylık getirerek, para kazanmaya çalışıyor. Barack Obama, teknoloji inovasyonu anlamında Google, network yaratmak anlamında da Starbucks’ın CEO’su olabilir. Obama Seçim Kampanyasından Çıkarılacak Dersler Obama seçim kampanyasından iş dünyasında uygulanmak üzere çıkarılacak dersler mevcut. 1.Ders: Her zaman daha çok beklentin olsun. Daha çok müşteri, daha çok çalışan. En aktif ve en bağlı müşterilerden yüzde 10 ila 20’sini işe al. Markaya güveni ve bağlılığı olan kişilerin sizinle beraber yenilik yaratmalarına, daha iyi ürünler ve yeni pazarlar yaratmalarına izin verin. 2.Ders: Sosyal networking kullanımı ile yeni pazarlara açılmanın kolaylığı yadsınmamalı. Hem etkin, hem fazla çaba ve maliyet gerektirmeyen, hem de potansiyel müşterileri aktif katılımcı ve söz sahibi haline getiren demokratik bir yol. 3.Ders: Kimin markanızı en çok etkilediğini sadece Wall Street veya klasik pazarlama yollarıyla ölçmek yerine, online olarak da sizin ürününüzle ilgili birçok konuşma döndüğünü hatırlayın. Bunlardan haberdar olmak, firmanın veya markanın geleceğini değiştirebilir. Obama Hükümetinin Öncelikleri Obama, şu günlerde kabinesini kurarken, ilk adımlarının ekonomik önlem ve hareket planını hayata geçirmek ve cesurca hareket ederek, aylar içinde ekonomide yeniden yükseliş kaydetmek olduğunun altını çiziyor. Öncelikleri, yeni iş imkanları yaratmak; ekonomiyi düzeltmek ve sermaye piyasalarını canlandırarak artış ivmesi kazandırmak. Obama ve İş Dünyası Demokrat politika stratejisti Steve McMahon’a göre, Obama döneminde, iş dünyasının siyaset masasında oturacak yeri olacak ancak tüm sandalyeleri satın alamayacak. Obama’nın hükümetini, pragmatik merkez sol hükümeti olarak tanımlamak mümkün. Obama, demokratların önem verdikleri sendikalar, alternatif enerji ve gelir vergisi kredileri gibi konuların savunucusu. İş adamları arasında hoş karşılanmayan bazı yasa tasarılarına sponsor olabiliyor. Örneğin, hissedarlara yönetici maaşlarıyla ilgili bağlayıcı olmayan vekaleten oy kullanma hakkı tanıyan tasarıya ön ayak oluyor. Serbest ticaret alanında, Amerikan iş adamlarının diğer ülkelerde maliyetlerini arttıracak yasa tasarılarını destekleyebiliyor. Peru ve ABD arasında imzalanan bir serbest ticaret anlaşmasında, Peru’da çevreyi ve işgücünü koruyacak bir yasa tasarısını destekliyor. Bu tür hareketler Amerikan solu için tanıdık olabilir ancak Peru’da fabrikası olan bir Amerikan iş adamı için ise artı maliyet anlamına geliyor. Obama’nın serbest ticarete yaklaşımı, Kanada ve Meksika ile görüşerek, NAFTA’ya bazı düzeltme ve koruma ilkeleri eklemek yönünde olacak. Obama, diğer ticaret anlaşmalarını da iyileştirilmiş iş gücü ve çevre standartlarıyla zenginleştirmeye çalışacak. İş Partneri Obama Obama salt demokrat gibi hareket etmiyor, gerektiğinde Cumhuriyetçilerle de ortak projelerde bulunabiliyor. Illinois senatörlüğü sırasında, geleneksel demokrat çözümleri ile iş dünyasının beklentilerini birleştirebilmiştir. Yoksul aileler için gelir vergisi kredisini yaygınlaştırmış ve fakir yerlerde iş alanlarının geliştirilmesi için, uzun soluklu programları desteklemiştir. Bununla beraber, teknoloji geliştirme fonlarının önünü açmış, parlak, işinin ehli şirketlere vergi avantajları sağlamıştır. Ancak, Bush hükümeti gibi, nüfusun yüzde 1’ini oluşturan milyonerlere vergi avantajı sağlamaya karşı. Obama, tüm sıkı çalışan Amerikalıların ödüllendirildiği bir sistemin taraftarı. Obama iş dünyasına partner olacak gibi görünüyor. Farklı sektörlerden iş adamlarıyla iletişimde olup iş dünyasının nabzını dinliyor. Milyarder Warren Buffet ile vergi alanında, Apple’ın CEO’su Steve Jobs ile küresel ortamda başarının yolları konusunda fikir alışverişi yapıyor. Umutların İcraata Dönmesi Dileğiyle Başarılı bir eğitim, aile hayatı, senato geçmişi, farklı araçları ustalıkla birleştiren marka yönetimini akla getiren parlak seçim kampanyası ile Amerika’nın yeni başkanı Barack Obama, Ocak’ta Beyaz Saraya geçiyor. Hızlı ve emin adımlarla, kabinesini diğer seçilmiş başkanlardan daha kısa sürede belirliyor. Görevinin güçlüğü ve alması gereken yolun çetinliğinin bilincinde. Dinamizmi, zekası, azmi ve Amerikan kimliğini içte ve dışta yansıtması ile koltuğunu dolduracak bir başkan olması bekleniyor. Ancak, ona miras kalan ülke ve tabi dünya, iki bölgesel savaş ve tüm dünyayı saran finansal kriz ve kısa dönemde kendini daha çok gösterecek küresel ısınma gibi çevresel tehditler olunca, Obama’ya şimdiye kadar gerçekleştirdiği üstün başarıları da aşan son derece kritik bir görev düşüyor.
|