|
Uzun yıllar boyu daha konforlu, daha rahat, daha teknolojik bir yaşam yaratma peşinde koştu durdu insanoğlu. Önce ulaşım araçları, sonra iletişim yöntemleri geliştirdi; sonra da makineler, otomobiller, uçaklar girdi yaşamın içine. Çok değil daha 100 yıl önce hayal bile edilemeyen pek çok şey (en azından çoğunluk tarafından) gerçeğe dönüşmüş durumda.
Telekomünikasyon ve bilgi teknolojileri alanındaki gelişim öylesine hızlı ki; sadece telefonla ya da küçük bir bilgisayarla yapılabilecekleri anlatmaya sayfalar yetmez. Bu teknoloji tutkusu artık bir çılgınlık boyutuna ulaşmış durumda idi. Bu çılgınlığın dünyada, doğada yarattığı onarılamaz hasarları fark etmemiz ise uzun bir zaman aldı. Topraktan atmosfere, denizlerden dağa taşa teknolojik atıklar, makineler, esir alıyordu Yerküreyi. Sonra bir şey oldu ve biz gelişme adını verdiğimiz çılgınlıkla kendi yaşamımızı sona yaklaştırdığımızı, yaşama olanak sağladığı bilinen tek gezegenimizi yok olmaya sürüklediğimizi anladık.
Küresel ısınmaya, doğanın yok oluşuna karşı tepkiler yükselmeye, yeni teknolojiler konuşulmaya başladı önce. Başlangıçta romantik yaklaşımlar olarak nitelenen bu seslerin, yaşamın sürebilmesi için dikkate alınması zorunluluğu gün ışığına çıkmakta açık biçimde. Biz yeni üretim biçimlerine, yenilenebilir enerji üretim yöntemlerine dair tartışmaları sürdürürken, küresel ekonomik kriz patladı. Aslında beklenen bir durumdu bu... Şimdi; bazı çevrelerce romantizm olarak nitelenen çevreye ve yaşama saygılı yöntemlerin ekonomik kriz sürecinde göz ardı edilmesi gerektiği ile, ekonomik krizden çıkışın bu yöntemlere dayalı olduğu yönünde iki farklı görüş arasında bir uzlaşı aranıyor. Tüketmeden üretmek... İnsan nüfusunun artışı, teknoloji kullanımının yaygınlaşmasına paralel en çok gereksinim duyulan şey, enerji. Ve bizim bilinen enerji üretim yöntemlerimiz, yakarak enerji elde etmeye dayalı genellikle. Bu da gerek bir süre sonra yakacak materyal kalmayacağından, gerekse yaktıklarımızın atmosfere, toprağa, doğaya verdiği zararların onarılması mümkün olamayacağından, sürdürülebilir bir yöntem değil. Yeni bir şeyler yapmak, yeni enerji elde etme yöntemleri geliştirmek, sahip olduğumuz doğayı korumak ve hatta geliştirmek durumundayız; bu dünyada yaşamaya devam etmeyi hayal ediyorsak. Bu uğurda önemli çalışmalar yapan, özellikle de yenilenebilir enerji teknolojilerine "enerji" harcayan önemli girişimciler var neyse ki. Rüzgar enerjisi, güneş enerjisi derken, dalga enerjisinden yararlanarak çalışan sistemler geliştirilmekte, daha az tüketerek daha çok üretmenin yolları aranmakta. Özellikle petrol bağımlılığından kurtulmamız gerekiyor olabildiğince hızlı biçimde. Küresel ekonomik krizin çıkışı, daha yaşanabilir bir dünya gibi hepimiz için önem taşıyan artıları taşıyor içinde yeni teknoloji yatırımları. Yaratacağı ek istihdam ve ekonomik hareketlilikle içine saplandığımız durgunluğa, umutsuzluğa ilaç olabilecekken bir yandan; tüketmeden üretilecek enerji ile de yaşantımızı daha kaliteli bir noktaya taşımak olası. Geriye değilse de; eskiye dönmek belki biraz, uçurtmaları kullanarak gemileri yüzdürmekten bile söz edilir oldu bugünlerde. Oysa biz teknoloji tutkusu ile yelkenleri bile atmıştık bir kenara. Şimdi yeniden başlıyoruz; "yelkenler fora"...
|