|
Küresel kriz sonrasında, iş dünyası bambaşka bir döneme başlayacak. Birçok klasik iş alanı ya kendini yenilemeye gidecek ya da yavaş yavaş ortadan kaybolacak. Bu durum, yeni dünya düzenini geliştirirken her sektör için geçerli olacak. Sırtı hiçbir zaman yere gelmeyecek enerji sektörü bile, doğayı korumak ve sürdürülebilir ekonomiye katkıda bulunmak için, geliştirilmiş, daha temiz ve doğa dostu olabilmek için kendini yenilemeye ve bu yolda yatırımlar yapmaya gidecek. Öyle ki, bu sektörel değişim sadece birkaç çevre dostu girişimci için değil, tüm dünya hükümetleri için öncelikli politika olma yolunda.
Petrol sektörünü ve kurumsal dünyayı, tüm politikalarında destekleyen Amerika, Obama hükümetiyle bu sektörel değişime öncülük etmeyi seçiyor. Küresel ısınmayı önleyecek, yenilenebilir alternatif enerji, eko tarım ve ormanlaştırma, Obama’nın ekonomik krizi çözmek ve yeni yapılanmayı başlatmak için seçtiği üç önemli sektörden biri. Geleceği akıllıca öngören girişimciler şimdedin bu yeşil alanlara yatırım yapmaya başladılar ve kriz sonrası ekonomisinin belli başlı oyuncuları arasına girmek için bu dönemi çalışmalarını hızlandırarak değerlendiriyorlar.CNBC European Business dergisindeki makaleye göre, dünyanın dört bir yanından ‘Yesil Kahramanlar’ geleceği şekillendiriyor. Andre Heinz Andre Heinz, Heinz ketçap şirketlerinin sahiplerinden Theresa Heinz’ın oğlu ve Amerikan senatörü, aynı zamanda geçen seçimlerde başkan adayı olan John Kerry’nin üvey oğlu. Ailesi tarafından kurulan ve yönetilen Pittsburgh’daki Heinz Endowments’ın direktörlerinden biri. Asıl mesleği ve tutkusu çevre alanında girişimcilik. Amerika’daki sürdürülebilir büyüme ve çevre girişimlerini Avrupa’ya taşımak adına, Stokholm’de ilk İskandinav temiz teknoloji fonu olan Sustainable Technologies Fund’ı kurdu. Filantropi ve girişimciliği özel sektörde gerçekleştirmenin enerji etkinliği ve sürdürülebilir ekonomiye büyük katkıda bulunacağına inanıyor. Faaliyette olduğu 2 sene içinde, Sustainable Technologies Fund, polimer solar termal alıcı üreticisi Suncore AB ve rafine olmayan yakıtla yanan kazanlar üreten Swebo şirketlerine fon verdi. Hilton Murray-Philipson Hilton-Murray Philipson, eski bir yatırım bankacısı. Çevreye duyarlı bir birey olarak, doğayı korumak ve dünyayı daha yaşanır hale getirmek için, mesleğini farklı bir alanda icra etmeyi seçmiş. Ormansızlaşma, küresel karbon salınımının yüzde 20’sinden sorumlu - Çin ve ABD’nin karbon salınımıyla hemen hemen aynı. Ancak, bu en büyük üç kaynak (Ormansızlaşma, Çin ve ABD) Kyoto Protokolu’nun içinde değil. Yanan her hektar orman için, 400 ton CO2 atmosfere karışıyor, yer kömürü rezervlerini de dikkate alınca bu sayı on katına erişebiliyor. Philipson’un amacı, ormansızlaşmaya sebep olan küreselleşmenin etkilerine karşı koymak. Bu doğrultuda, ormanlara değer biçen bir sermaye piyasası geliştirmeye öncülük ediyor. Kullanılacak sermaye piyasası tarafından piyasaya sürülecek toplam değeri 80 milyon euro olan ve 10 yıl vadeli Ekosistem koruma bonolarından gelecek faizlerle, Guyana’daki 350 bin hektar yağmur ormanının korunmasını garanti edecek. Seneye yürürlüğe girecek bu anlaşma, Iwokrama International Center for Rainforest Conservation and Development ile ortaklaşa sürdürülecek. Ancak, Philipson sadece Guyana ile yetinmek istemiyor; tüm dünyadaki yağmur ormanlarının korunması için küresel trading modellerinin kullanıldığı kapsamlı bir platformun oluşturulması için çalışıyor. Ormanların borsaya kote edildiği ve yatırımcıların rüzgar, biyokütle ve güneş gibi yenilenebilir enerji kaynakların yanı sıra ormanlara da yatırım yapabilecekleri bir Orman Index’i oluşturmak Philipson’un hayali. Bu yolda ilerlemek için, Canopy Capital’i 2007’de kurmuş. Yağmur ormanlarını araştırmak ve korumak için İngiliz hükümetinin desteklediği Global Canopy Programı’nın yüzde 20 hissesi Philipson’a ait. Philipson’a göre, hükümetlerin karbon salınım hedeflerini tutturmamaları halinde, ormanlar yatırım sigortası konumundalar. Peter Fraenkel Alternatif enerjide yeni bir akım: su altı dalga türbinleri. 2008’de Kuzey Irlanda’da Marine Current Turbines (MCT) şirketi tarafından, SeaGen adındaki yeni su altı dalga türbinlerini piyasaya çıkardı. Dönen kapı hızında hareket eden bu su altı türbinleri dalgalardan 1.2MW elektrik üreterek 1000 eve elektrik sağlıyor. CEO Martin Wright ve teknik adam Peter Fraenkel tarafından tasarlanan SeaGen, MCT ticari bir proje içinde enerjiyi şebekeye bağlayan ilk dalga enerjisi şirketi. Irlanda elektrik şirketi 2009 başı itibarıyla MCT’den elektrik alacak. Rüzgar enerjisine göre, daha öngörülebilir bir enerji olması ve okyanusa dayalı yenilenebilir bir enerji formu olması sayesinde, SeaGen hem hükümetlerden hem de bankalardan büyük ilgi görmeye başladı. Stabil ve güvenilir bir alternatif enerji olmasına karşın, bir tek kusuru günde sadece 18-20 saat üretebilir olması. Bunun sebebi, 2 haftalık dalga döngüsünün farklı fazlarında durgun dalgaların oluşması. Birçok dalga akımı araçlarında olduğu gibi, SeaGen de şiddetli dalga akımlarına ihtiyaç duyuyor. İrlanda denizi, Strangford’da dar ve derin olduğundan, pervaneleri yeterli hızda itecek türbülans oluşuyor. Üretilen enerjiyi hemen yakalamak ve kullanmak için, SeaGen’in yerleşim bölgelerine yakın kurulması gerekiyor. Deniz kıyısında aynı özelliklerde çok fazla yerleşim olmasa da (Portekiz, Norveç, Fransa ve Kanada), MCT bu inovasyonu sayesinde tarih kitaplarına geçmiş olacak. Kevin Surace Yapı malzemesi alanında Amerika’da faaliyet gösteren Serious Materials karbon salınımını azaltma yolunda bir çözüm geliştirmiş. Eğer bina yapımında kullanılan alçı alçıpandan ayrılırsa, uzun süreli pişme ve kuruma süreci ortadan kalkar. Surace ve takımı EcoRock adını verdikleri alçı içermeyen izole eden alternatif geliştirdi. EcoRock sayesinde, yüzde 80 daha az enerji sarf ediliyor. Jean-François ve Jean-Charles Decaux Paris’te bisiklet kiralama akımını Velib kampanyası altında başlatan başarılı girişimci Decaux kardeşler Fransa’daki başarılarını dünyaya yaymaya hazırlanıyorlar. Velib, velo (bisiklet) ve liberte (özgürlük) kelimelerinin sentezi. Proje, Temmuz 2007’de 10 bin bisiklet ve 750 otomatik kiralama standı ile Paris’te başladı. Şu an bisiklet ve stand sayıları iki katına çıkmış durumda. Bugüne kadar 30 milyon bisiklet kiralanmış. Projenin amacı, toplu taşıma veya araba yerine bisiklet kullanımını arttırmak ve şehri trafik ve kirlilikten kurtarmak. Tüm system JCDecaux açıkhava reklamcılık şirketi tarafından finanse edilmiş. Projeye start-up aşamasında 90 milyon euro yatırılmış ve 285 kişi çalıştırılmış. Projenin tüm gelirleri Paris şehir belediyesine gidiyor, karşılığında JCDecaux belediyenin sahip olduğu bin 628 bilbordun kontrolüne sahip. Projenin karlı olup olmadığı ölçmek çok mümkün değil, ancak birçok başka şehre yayılmasıyla kara geçme şansı var gibi görünüyor. Tom Pakenham Tom Pakenham ilk sürdürülebilir taksi şirketini kuran genç bir girişimci. Ortağı Jonny Goldstone ile annesinin yeşil taksi servisi girişim fikrini hayata geçirmiş. Green Tomato Cars adındaki girişimlerini Mart 2006’da Londra’da gerçekleştirmişler. Hibrit elektrik Toyota Prius arabalarıyla servis veren bu taksi şirketi akıllı marka stratejisi, rekabetçi fiyatlama ve müşteri hizmetlerine odaklanarak servis kalitesini sürdürmeyi başarmış. 3 arabayla başlayan taksi servisi bugün Londra’da 100 araba. Sydney’de 20 arabayla bayileşme aşamasında. Yeşil stratejisine sadık kalmak için, yakıt etkinliğini düzenli olarak ölçüyor ve dünyada tek plug-in hibrit taksi olma özelliğini taşıyor. Taksi şoförlerine ödenen maaşlar da klasik taksi şirketlerinden farklı. Şoför kira ödeyeceğine kazandığının yüzde 50’sini şirkete bırakıyor. Bu politikanın amacı, güvene dayalı ve çok çalışmayı destekleyen bir çalışma prensibi yaratmak.
Stephen Wrage Stephen Wrage, 15 yaşındayken, gemilerin dev uçurtmalarla hareket ettiğini hayal etti. Bugün, bu hayalini gerçekleştirerek dünyayı milyonlarca ton karbondan kurtarıyor. Çılgın bir vizyon: dev bir uçurtmayı yük gemisine bağlayıp yakıt maliyetlerinden ve çevresel zararlarından tasarruf yap. Bu yılın başlarında, Beluga Group’a ait 133 m’lik kargo gemisi Almanya’dan Venezuela’ya 160 m2 lik bir uçurtma eşliğinde tamamladı.100-300 m yükseklikteki rüzgarlardan yararlanarak, uçurtma gemiyi 6800 beygir gücüyle çekti. Yakıt ve karbon salınımını ciddi şekilde indirdi. SkySails şirketinin sahibi, Stephen Wrage bu buluşun arkasındaki kişi. Hem yelkeni, hem de uçurtma uçurmayı tutkuları arasında sayan Wrage, bu araçları daha efektif şekilde nasıl kullanırım düşüncesiyle, SkySails uçurtmasını geliştirmiş. Bu buluşun oldukça büyük etkileri var: SkySails uçurtmasının karbon salınımını yılda 146 milyon ton düşürebileceği yönünde, bu rakam Almanya’nın karbon salınımının yüzde 15’ine denk geliyor. Böylelikle, yıllık yakıt harcamalarının yüzde 10-35 arası düşüreceği kaydediliyor. SkySails’in amacı, doğayla birlikte çalışmanın, doğaya karşı çalışmaktan daha çok başarı getireceğini kanıtlamak. Bir avuç insanın iş fikirleri, çevreyi kurtarma çabaları ve yaşanabilir bir gelecek yaratma istekleri onları olumsuz şartları aşmaya ve hızla harekete geçmeye itiyor. Bugün çoğumuz için çevresel, ekonomik ve sosyal zorluklardan etkilenmemek mümkün değil, ancak böyle bir ortamda yenilikler, değişim ve gelişim hareketleri insanı daha çok heyecanlandırıyor. Şu an önemli bir karar aşamasındayız: Ekilen umut tohumlarını özenle sulamak, yeşermelerine ve çiçek açmalarına yardımcı olmayı mı... yoksa toprağın verim verip vermeyeceğini bekleyip, verirse harekete geçmeyi mi tercih edeceğiz? Unutmamalı ki, toprakla uğraşmak en zor iştir; su, güneş, azimli çalışma ve ilgi ister.
|